AncienT WisdoM's profileAncienT-WisdoMPhotosBlogLists Tools Help

AncienT-WisdoM

siyahım, ve matım...
March 14

vazgeçtim bu dünyadan

SONE 66

VAZGEÇTİM BU DÜNYADAN

Vazgeçtim bu dünyadan tek ölüm paklar beni,
Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.
Değil mi ki çiğnenmiş inancın en seçkini,
Değil mi ki yoksullar mutluluktan habersiz,
Değil mi ki ayaklar altında insan onuru,
O kız oğlan kız erdem dağlara kaldırılmış,
Ezilmiş, hor görülmüş el emeği, göz nuru,
Ödlekler geçmiş başa, derken mertlik bozulmuş,
Değil mi ki korkudan dili bağlı sanatın,
Değil mi ki çılgınlık sahip çıkmış düzene,
Doğruya doğru derken eğriye çıkmış adın,
Değil mi ki kötüler kadı olmuş Yemen’e,
Vazgeçtim bu dünyadan, dünyamdan geçtim ama,
Seni yalnız komak var, o koyuyor adama.

(shakespeare)

İngilizce’den Çeviren

Can YÜCEL

February 28

siyahım, ve matım...

Şizofrenik aşklar besledim

Lanetimi umuda,

Ölümü yeni bir doğuşa çeviren…

Ne var ki

Siyahım, ve matım…


Geceye doğurdum tüm düşlerimi

Günün sahteliği,

var oluşun plastik gerçekleri,

ve

umudun lanet olası yaraları görünmesin diye…

ve işte siyahım…

ve matım…


kan ve zaman üzerine

Kanmış meğer zaman…

Ve hayatmış o aktıkça azalan…

düş-üş

Ruhumu gördüm rüyamda:

Karanlık sular ve ıssız bir liman,

Sessiz bir gece ve ölü bir adam…

ode to melancholy

no, no, go not to lethe, neither twist
wolf’s-bane, tight-rooted, for its poisonous wine;
nor suffer thy pale forehead to be kiss’d
by nightshade, ruby grape of proserpine;
make not your rosary of yew-berries*,
nor let the beetle*, nor the death-moth* be
your mournful psyche, nor the downy owl*
a partner in your sorrow’s mysteries;
for shade to shade will come more drowsily,
and drown the wakeful anguish of the soul.

but when the melancholy fit shall fall
sudden from heaven like a weeping cloud,
that fosters the droop-headed flowers all,
and hides the green hill in an april shroud;
then glut thy sorrow on a morning rose,
or on the rainbow of the salt sand-wave,
or on the wealth of globed peonies;
or if thy mistress some rich anger shows,
emprison her soft hand, and let her rave,
and feed deep, deep upon her peerless eyes.

she* dwells with beauty – beauty that must die;
and joy, whose hand is ever at his lips
bidding adieu; and aching pleasure nigh,
turning to poison while the bee-mouth sips:
ay, in the very temple of delight
veil’d melancholy has her sovran shrine,
though seen of none save him whose strenuous tongue
can burst joy’s grape against his palate fine;
his soul shall taste the sadness of her might,
and be among her cloudy trophies hung.

 

john keats

"var" olma ve "hiç" olma

Var olma, ... kendi hükmetmediği fırlatılmışlığını taşır...
Varolma şu anlama gelir: Hiçin içine bırakılma...
Hiç köklü bir şekilde açığa çıkarılmaksızın,
kendi olma da, özgürlük de yoktur...

Martin Heidegger

melankoli

Modern yalnız insan, salt dine/bağnazlığa değil, pragmatik akla, kişiliği tekdüzeleştiren baskıcı norm sistemlerine de karşıdır. Ototritenin, gücün, dolaylı ya da dolaysız ulaşabileceği heryerden geri çekilmeye çalışır. Bunun için de son bir seçenek olarak tin ile ruh, fizik ile metafizik, doğa ile insan, kır ile kent arasında, kendi kendi kendini bulabileceği, koruyabileceği, "kabuklu bir hayvan gibi kendi içinde derinleşebileceği" (N.Hikmet) bir yer, "penceresiz bir mekan" (Leibniz), "kendine ait bir oda" (V.Woolf) bulmayı düşler...
Ancak bu, özgürlük, kurtuluş ve ruhsal/tinsel dinginlik özlemlerininne ussal ne de inançsal tabanları vardır. Bu nedenle de bunlar çoğu kez, "HİÇ"in imgesel mekanı içinde iyi niyetli illüzyonlar/fiksiyonlar olmasının ötesine geçemezler.
"Dış-dünya"ya karşı "iç-dünya" oluşturabilmek için bir mekan...
Burada, dış ya da iç dünya tanımlamaları kuşkusuz coğrafi ya da tarihi, doğal veya yapay yakıştırmalar değil, metafor tanımlamalardır. Dış dünya insana başkaları gibi kitle insanı olmanın, onlar gibi "tek boyutlu" yaşamasının öğretildiği yerlerdir. Burası büyük kent, ya da küçük köy olabilir. Sonuç fak etmez. Buna karşın, iç düny bunun tersi bir arayıştır. İnsanın dış-dünyaya karşı kendi özgün, bireysel yaşam öyküsünü oluşturabileceği, özelliklerini geliştirebileceği -hiç olmazsa düşleyeileceği- bir yerdir... Somut örnek vermek gerekirse, Demokritos'un daha çocuk yaşındayken evlerinin bahçesine yaptığı küçük kulübe ya da uzun gezisi süresince yürüdüğü yollar; Proust'un anılarını yazdığı "yaşamını-mekanını-zamanını" kendisine göre yeniden düzenlediği oda; "aylak adam"ın (Yusuf Atılgan) gezindiği büyük kendtin sokakları veya "pasajlar" (Walter Benjamin) olabilir.
...
Serol TEBER / Melankoli "normal bir anomali"

gölge ve üç nokta üzerine

ruhumdan akan kanın dünyanıza yansımasıdır gölge...
ve derinlerimde akan nehrin küçük damlalarıdır kalemimden kağıda "DÜŞ"en üç nokta...

hayat ve zaman

hayat mı?
ağusudur umuttan sıyrılan ruhun...

zaman mı...?

kezzaptır bekleyiş anlarında...
ve ilk damlasıdır yağmur serabının
kızgın çöl sıcağında...


kent...

kar yağıyor bazen bu kente...
ve her zaman hüzün...!
 

Deniz

There are no photo albums.